YELKENLE SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK

“Hacı” lakabıyla bilinen Mustafa Özkeskin (45), denizle bağını sonradan kuranlardan değil, tam anlamıyla denizin içine doğanlardan. Tırhandil ustası Özkeskin’in çocukluğu babasının “Fırtına” adındaki tırhandilinde ve Kumbahçe sahilinde yüzerek geçmiş. O yüzden, “Denizle bir bağ oluşturamayız, biz zaten direkt denizin içine doğan Bodrumlulardanız” diyor. Mustafa Özkeskin, denizi neden bu kadar çok sevdiği şu kelimelerle anlatıyor: “Galiba insanlardan uzak olma hissi ve yalnız kalma fikre bizi cezbediyor. Görüşmeyi tercih ettiklerinle görüşüyorsun, istemediklerinde görüşmüyorsun. Denizde tamamen izolesin. Verdiği huzur ve mutluluk da cabası. Motor kullanmadan bin sene önceki insanların kullandığı metotlarla, doğanın enerjisiyle bir yerden bir yere hareket etmek, hele kendi yaptığın teknenin üzerinde olmak, çok ayrı bir keyif.” 

ÇOCUKLUĞUNDAN AŞİNA YARIŞA

Çocukluğundan aşina Maximiles Black The Bodrum Cup’a Mustafa Özkeskin. Yarışlar yaklaşırken Bodrum’da yaşanan harekete ve heyecana şahit olarak büyümüş. Kendi teknesini yapmadan önce Mazlum Ağan’ın teknesinde başüstü olarak yarışmış. 2015 yılında kendi yaptığı teknesi Hızır ile yarışlara katılmış. Birkaç yıl önce de yeni Hızır’ı suya indirmiş. Tam bu noktada tarihe not düşüyor ve Bodrum denizciliği için çok önemli bir isim olan Aytuğ Ürer’den bahsediyor Özkeskin, “Kendisi armacı, yani teknelerin yelken donanımlarını yapıyor meslek olarak. Bize çok büyük katkıları oldu. İleride bunu Bodrum denizcilik tarihi zaten yazacaktır… O bizim teknelerimize resmen sınıf atlatan değişiklikler yapmamızı sağladı, yönlendirdi bizi. Türkiye’de bugüne kadar hiç olmayan donanımlar, yelkenler, pervaneler vs., yarışlarda katlanır pervaneler falan bunların hepsini Aytuğ Abi’nin vesilesi ile ilk Hızır’da uyguladık. Çok da güzel neticeler aldık.”

SON ÜÇ YILIN ŞAMPİYONU HIZIR

Yeni Hızır ile son üç yılın şampiyonu olan Mustafa Özkeskin, The Bodrum Cup’ın regatta bayrağını ömür boyu taşımaya hak kazandı. O yüzden bu yıl oldukça rahat ve daha fazla eğlence hedefiyle katıldıklarını belirtiyor yarışlara. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yılının kutlanacak olmasının verdiği ekstra önemin de farkında. Herkesin kazasız, belasız yarıştığı, sonunda da hak edenin kazandığı bir organizasyon temenni ediyor Mustafa Özkeskin. 

YELKENCİLİĞE ÇAĞ ATLATTI

Maximiles Black The Bodrum Cup’ın yelkenciliğe çağ atlattığına dikkat çeken Özkeskin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eski resimlere baktığımızda 80’lerde, 90’larda, çok komik armalar, yelken donanımları görüyoruz. İşlevsellikten uzak, sadece görüntü olarak kullanılan, yanlış uygulamalar varmış. Şimdi yavaş yavaş onların hepsi toparlanmaya başladı. Zaten iddialı tekneler artık dünya standartlarında donanımlara sahip. Ama diğer tekneler de artık yelken yapabilecek, motor kullanmadan bir yerden bir yere gidebilecek hale gelmiş durumda. Maximiles Black The Bodrum Cup bunu teşvik etti. Aslında artık yelkencilik oturdu gibi oldu Bodrum’da. Artık tekne üreticileri, gemi inşa mühendisleri, tersaneciler, tekne sahipleri, yarışan ekiplerin kafasında teknelerde neler olması gerektiğine dair kurallar oluştu.”

DOĞAYI KORUMA MİSYONU

Bu gelişmenin verdiği rahatlıkla Maximiles Black The Bodrum Cup’ın daha önemli bir misyonu olduğunu belirten Özkeskin, “Bu misyon Bodrum’un doğasını korumak, buna katkı sağlamak. Sadece Bodrum değil bütün Ege’nin hatta bütün denizlerin doğasını korumak gibi çok önemli bir misyonu var bence Maximiles Black The Bodrum Cup’ın. Mavi yolculuğun vazgeçilmez unsuru olan koyların korunması için Maximiles Black The Bodrum Cup çok önemli bir defans noktası. Dünyanın dört bir yanından zenginler helikopterle gezip koy arıyor. Bunun artık bir yerde durması lazım. Bu soruna dikkat çekmek Maximiles Black The Bodrum Cup’ın en önemli görevlerinden biri olmalı” dedi. 

BAŞKA HİÇBİR ARAÇTA OLMAYAN ÖZELLİK

Mustafa Özkeskin, yelkenle yapılan yolculuğun nasıl bir duygu olduğunu ise şöyle anlatıyor: “Bir kere sınırsızlık hissi verir insana. Çünkü motorla işin menzili bellidir. Bir tonluk bir yakıt tankınız vardır ve bununla 20-30 saatlik bir seyir menziliniz vardır. Haritaya bakarsınız ve bu 30 saat içinde yakıt ikmali yapmak için bir yere yanaşmak zorunda kalırsınız. Yelkende böyle bir sorun yok. Kendi kendine yetebilen, herhangi bir arızayı kendi çözebilecek ekip varsa güvertede, yelkenli teknenin menzili yoktur. Çıkıp aylarca istediğiniz yere gidebilir, dünyayı dolaşıp gelebilirsiniz. Dolayısıyla yelkenin verdiği his, özgürlüktür. Dünyada başka hiçbir araçta yoktur bu özellik. Sadece yelkenli teknelerde böyle bir sınırsız gitme, özgürlük hissi vardır. Belki de o his çekiyor insanları.”

TEKNEDE 9 KİŞİ YARIŞIYOR

Mustafa Özkeskin’e göre yarışırken teknede en önemli kişi skipper. Teknedeki bütün stratejik kararları, rotaları belirlemeyi veya yarış içinde meteorolojik şartlara göre ani plan değişikliklerine skipper karar verir. Yelken yarışlarında en kritik noktadaki kişinin skipper olduğunu belirten Özkeskin, işin yüzde 60-70’ini skipperin hallettiğini söyledi. Hızır’da skipper görevini Aytuğ Ürer’in yerine getirdiğini ifade eden Özkeskin, “Biz toplam 13-14 kişilik bir ekibiz. Bunlardan 9’u yarışırken teknede olur. Belçika’dan gelen arkadaşımız bile var” diye konuştu.